19Eki/16

Ücrette Uçmayın! Çakılırsınız!

Kimi iş arıyor, kimi yeni mezun, kimi işini beğenmiyor aklınıza ne gelirse koyun şimdi bu kefenin içerisine. Hadi diğer tarafa da bakalım eleman arıyorum bulamıyorum, adaylar kendini geliştirmiyor, herkes boş yaşamış, insan yabancı dil öğrenmez mi, o kadar üniversite okumuşsun gibi gibi yüzlercesi de bu tarafta.

Temel sorunu herkes bir yerde tartışıyor. Sonuç elde var kocaman bir sıfır.

Biraz da kendimizi eleştirmem lazım. Birçok şirkete gidiyorum. Bu deneyimle eleman seçen ve bulan arkadaşlarımızın da çok ileride olduğunu söyleyemem. Ya daha hiçbir yöntem uygulamadan adayın tipine ve torpiline göre seçen kişi sayısı eminim hala yüzde seksenlerdedir.

ucretteucmayin

Tabi bu tür aday yerleştiren arkadaşlar yine iyi durumda olanlar. En büyük hatayı da tabi patronlar yapmaktadır. Yani işverenler. İşverenler işveren yetkisi kullanarak, tabi hakkıdır kendi işletmesi anlıyoruz, üst pozisyonlara hısım akrabasını veya bir tanıdığını yerleştiriyor. Anlayacağınız üzere onlarda genelde işten anlamayan bir yetkinlik yapısına sahip oluyorlar. Al o zaman başınıza belayı. Pirinç de taş aramanıza gerek yok. Nasıl olsa temizleyemeyeceksiniz.

Ee biz ne yapacağız bu durumda?

İş bulurken de iş ararken de kullanacağınız tavsiyelerimi ben size kısaca sıralayım;

  1. Çevre edinin. Eş, dost, akraba ne varsa. Bunları iyi yerde olan kişilerden seçin.
  2. Bilgisayarın internet kısmını değil ofis programları kısmını öğrenin.
  3. Yabancı dil diyeceğim kızacaksınız. Dedim bile J.
  4. Bir özgeçmiş hazırlama ile ilgili eğitim alın.
  5. İş nasıl bulunur bu konuda tecrübe edinin.
  6. Ola ki şansa mülakata davet edildiniz. Ne olur adam akıllı gidin.
  7. İşi beğenmemezlik yapmayın.
  8. Ücrette uçmayın çakılırsınız. Özellikle yeni mezunlar.
  9. İyi üniversitede okudum diye iş bulacağım diyorsanız yanılıyorsunuz.
  10. 3 dil biliyorsunuz diye 3 katı para vermeyeceğiz bilginiz olsun.
  11. Güzelliğiniz on para etmez. Torpil biter iş başlar. Yapamayan kapıya yaklaşır.
  12. İş deneyimlerinizi anlatırken uçmayın New York’ta plazada borsayı indirip kaldırmıyorsunuz.
  13. İşe girdiğiniz anda sonra mızmızlanmayın. Sizi işe almak için çok emek harcadık. Bize yazık.
  14. Her yerde iş var diyorsanız, buyurun biz Vallahi sizi tutmuyoruz.
  15. Diğer şirketlerde şu varmış diye sürekli gelmeyin. Bizdekileri sayasım geliyor.

Ahmet Koşkan

23May/16

Başarılı İnsanların Kişilik Yapıları

İnsan her zaman toplum içerisinde saygı görmek ister. İster devasa büyüklükteki topluluklar olsun isterse bir aile kadar en küçük topluluk olsun bu kural insanın manevi beklentisi olan saygı için değişmez.

İnsana saygınlık kazandıran bir çok yön vardır. Bunlar insanın kişilik yapısına göre değişir. Kimi insanlar maddi varlıklar ile bu saygınlığı görürken kimileri ise davranışları, yani manevi tarafları ile bu saygınlığı görür.

Başarılı İnsanların Kişilik Yapıları

Kariyer insanın iş çevresindeki saygınlığını artırma arayışıdır. Yani kişinin hem maddi hem de manevi anlamda statü kazanma çabasıdır da diyebiliriz. Kariyer insana sadece iş çevresinde saygınlık kazandırmaz toplumun diğer kesimlerinde de bu saygınlığı devam ettirir.

Buradan şu çıkarımı yapabiliriz. İnsanın iş hayatındaki başarı ve başarısızlıkları diğer toplum katmanlarında ki misyonunu da etkilemektedir.

O zaman toplumdaki insanın her hangi bir yerdeki davranışı diğer yerlerindeki davranışlarını ve başarılarını da etkilemektedir.

Yaptığım tüm araştırmalarda kariyer sahibi olan insanlarda temelde iki kişilik özelliği olduğunu görmekteyim.

Birinci kişilik özelliğine sahip olan grup hırs ve azime sahip olan ve duygularını gizleyerek yükselme olanağını etkileyen insanlar ile çıkar ilişkisi kuran ve bu insanlara gerektiğinde çok iyi davranan ama sürecin sonunda çıkar ilişkisi bittiğinde asıl davranış özelliklerine dönen kişilik grubudur. Bu grup hakkında DİPSOS yazımı okumanızı tavsiye ederim.

İkinci grup ise başarı odaklı destekleyici insanlardır.

Bu insanlar genelde toplumun diğer kısmına göre daha mutludurlar ve odak noktaları başarı üzerinedir. Yani sosyal hayatlarında başarılı ve mutlu oldukça iş hayatlarında da başarılı ve mutlu olurlar ve bu onlara kariyer basamaklarını getirir. Çünkü bu insanlar iş yerinde gülen yüzlü, insanları destekleyen, diğerlerini geliştiren insanlar olarak ön plana çıkar ve bu da onların diğer insanlar tarafında sevilmesine neden olur. Bu sevgi ise onlar hakkında oluşan olumsuz geri dönüşleri engeller ve diğer insanlar tarafından kabullenme hissini kuvvetlendirir.

Bu tür kişilik yapısında olan insanlar bulundukları yerlere genelde büyük katkılar sağlarlar ve bu da onlara başarıyı doğrudan getirir.

“Kısacası başarı kariyer olarak karşımıza çıkar.”

Benden size tavsiye sosyal hayatınızda ve iş hayatınızda başarılı ve mutlu olmaya çalışın, aksi halde her ikisinde de zorlanmak zorunda kalırsınız.

Siz siz olun sürekli sorun çıkaran ve mutsuz olan insanlardan uzak durun. Çünkü evrende insanlar birbirini etkilerler.

Ayrıca başarılı olmak için başkalarından bir şey beklemeyin! Beklerseniz başaramazsınız!

Ahmet Koşkan

26Nis/16

Anlık Bildirimlerin Hedeflere ve Performansa Etkisi

Hayat o kadar hızlı hale geldi ki artık her şeyi anlık yaşıyoruz. İyi mi kötü mü? Şimdilik bunu hakkında bir şey diyemiyorum ama çok hızlı yaşıyor ve tüketiyoruz bu bir gerçek. Bu tüketim o kadar korkunç düzeyde ki bilgiyi daha kavrayamadan eskitiyoruz.

Bu kadar anlık bildirimler ile yaşadığımız bu dönemde doğrusu senkron sorunları ile karşılaşmıyor değiliz. Çünkü hayatın her alanı aynı hızda gitmiyor veya gelişmiyor. Elimizin altındaki telefonlar, bilgisayarlar çok hızlı ilerlerken, daha büyük kapsamlı makineler veya süreçler aynı hızda ilerlemiyor.

Hatta insanların bir kısmı diğer bir kısmından aynı hızda hayata ayak uyduramıyor. Buna şöyle örnek verebiliriz. 20 yaşında bir kişinin 45 yaşında bir kişiyle hayata uyumu git gide zorlaşıyor. Çünkü doğal insan fizyolojisi buna zorluyor.

Şimdi bunu neden yazdığımı biraz anlatmak istiyorum. Son zamanlarda yaptığım gözlemler de makine, süreç ve insanın kendisi hayatla uyum sorunu yaşıyor. Bu sorun şuan bir kartopu büyüklüğünde ama önümüzdeki 10 yıl hızla büyüyecek ve bir çığ olacak. İşin daha kötüsü şuan bunun ne anlama geldiğini kimse algılayamıyor. Size bunun ne anlama geldiğini biraz örnekler ile açıklamaya çalışayım.

Anlık Bildirimlerin Hedeflere ve Performansa Etkisi

Öncelikle makinelerdeki son duruma bakalım. İnsanların belki de yüzde 90’nı teknolojiyi elinde cep telefonu veya bilgisayardan ibaret görüyor. Ama gerçekte yaşamamızı ve sanayimizi sağlayan büyük makineleri unutuyorlar. Elimizdeki cihazlar hızla gelişirken bu makineler daha yavaş değişim yaşıyor. Sebebine gelince aslında son derece basit bu sorunun cevabı cep telefonunu yenilemek makineleri yenilemekten binleri bırakın çoğu zaman milyonlarca kez daha ucuz. Yani yatırım maliyeti biraz az diyelim. Şimdi şöyle düşünün elinizde anlık olarak iş yaptığınız bir cihaz var ve onla 24 saat birliktesiniz ama işe gidiyorsunuz ve önünüzde 85 model bir makine var.

Sonrasında ise süreçler, teknoloji süreçlerimizi şüphesiz çok geliştirdi. Tabi bunu geliştirirken de bazı süreçler uyum sağlayamadı, bazı süreçler ise yok oldu. Bunun sebebi ise tam olarak şudur; teknoloji bizi anlık olarak süreçlere zorlarken hayat bizi periyodik olarak süreçlere zorlamaya çalıştı. Yani şuan her şeyi anlık yaşıyoruz. Birisi yazıyor hemen cevap veriyoruz. Herkesin ne yaptığını görüyoruz. İçimizden gelini paylaşıyoruz. Sonucunda 5 dakika geçmeden bu hazlarımız bitiyor.

Dönelim iş veya normal hayata. Yani insana. Bu hayat size ne diyor.  Akşama kadar şu kadar üretim yapılacak! Yılsonu hedefimiz bu kadar milyon TL! Performans hedefinizin yılsonunda yüzde 85 olmasını bekliyoruz! Artık ERP sistemlerini kullanmayanları işe almayalım!! Gibi gibi sayısız periyodik örnek gösterebiliriz.  Aslında bu örnekler insanın zaman içerisinde belli bir sürede yapabileceği işleri anlatmaktadır. Yani bu işler için insanın periyoda ihtiyacı vardır.

Şimdi şöyle düşünün etrafınız da sizi 24 saat anlık yaşamaya zorlayan şeyler var ve siz bu zorlama ile değişiyorsunuz. Yani anlık bildirimler ve anlık hazlar alıyorsunuz. Belli bir zamandan sonra anlık yaşamadığınız her şey size cazip gelmemeye başlıyor. Yılsonu hedefleriniz bu kadar dendiği zaman yılsonuna daha çok var ne olacak ki gerçekleştirsem demeye başlıyorsunuz.  Yani artık periyodik işler, hedefler ya da özel hayatınızdaki şeyler sizi mutlu etmemeye başlıyor. Siz özel hayatta nasıl olur diye düşünürken şimdi size anlık olarak anlatayım. Yazın tatile çıkmak için 6 ay önceden plan yaparken şuan uçağa binip Paris’e gitmek istiyorsunuz. Çok basit cebinizden telefonu çıkarın ve biletinizi alın.

Bu durum bize o kadar çok sorun çıkaracak ki; son bir cümle ile ne demek isteğimi bir kez daha söyleyeyim. Dönemsel performans değerlendirme veya dönemsel hedeflerin sonu geldi. Bu sistemler daha yaşamadan çöktü. Çözüm mü çok basit cep telefonunuzu çıkarın ve hedeflerinizi görün. Tabi yukarıda ki 3 madde buna uyum sağlamayı başardıysa.

Ahmet Koşkan

21Mar/16

İş Bulmak İçin Ne Yapmam Lazım?

Her iş arayanın merak ettiği güzel bir sorudur “İş Bulmam İçin Ne Yapmam Lazım?” sorusu. O kadar dertli bir soru ki bu, meslek hayatımda bu soruya ne kadar çok cevap verdim hatırlamıyorum. Sizler için bu yazıyı kaleme alırken bu sorunun cevabını toparlamaya çalıştım. Bu sorunun cevabı herkes için aynı değil. Çünkü her insan bir birinden farklı ve bu yüzden cevap kişiden kişiye değişiyor.

Fakat bu soruya cevap vermeden önce  “İş bulmamızı etkileyen temel faktörler nelerdir?”  bunları bilmemiz gerekiyor.

  • İkametgâh ( İş yerine uzaklığınız işyeri maliyetleri ve sizin motivasyonunuz için çok önemlidir.)
  • Yaş (Pozisyonun seviyesi yaş grubunuzla orantılı gitmesi gerekmektedir.)
  • Uyruk (Yabancı çalışma koşulları için önemlidir.)
  • Özel Durum (Engelli vb. durumlar yasal şartlar veya özel durumlar için önemlidir.)
  • Eğitim
  • Deneyim
  • Yabancı Dil Bilgisi
  • Kurs ve Seminer Bilgileri
  • Bilgisayar ve Teçhizat Bilgisi
  • Ücret Beklentisi
  • Referanslar

Kısacası bunlar özgeçmişinizde incelenen en temel noktalardır. Buradan çıkarımla asıl sorumuzu cevaplamaya çalışalım.

işbulmakiçinneyapmamlazım

A) Başvuru evrakları doğru hazırlayın.

  • Öncelikle özgeçmişinizi kontrol edin. Uluslararası standartlarda öz geçmiş hazırlayın. (Yazılarımızda kısmında farklı dillerde yapılmış standart özgeçmiş örneklerini bulabilirsiniz.)
  • Özgeçmiş ön sayfa ve referans yazısı ile bir bütündür. Yani iş başvurusu yaparken en az bu üç evrakın hazırlanması gerekmektedir.
  • Başvuru evraklarınızı eğitim dokümanlarınız ve sertifikalarınız ile güçlendirin.

B) İşe başvuru kanallarını öğrenin.

  • Online kanalları kullanın. Bunlar ülkemizde genel anlamda şöyledir.
  • Kariyer siteleri (kariyer.net, yenbiris.com,secretcv.com vb.),
  • Kariyer linkleri (linkedin vb.),
  • Şirketlerin insan kaynakları portalları.
  • Headhunt firmalarını öğrenin ve özgeçmişinizi gönderin.
  • Birebir başvuru yöntemlerini kullanın. (İşletme ile direk kontağa geçin ve mail, faks vb. kanallar ile başvurun.)
  • İşkur ile kontağa geçin.

C) Diğer başvuru kanallarını kullanın.

  • Sosyal çevrenizi kullanın.
  • Belediye gibi kamu kurumlarından faydalanın.
  • Meslek kuruluşları, dernekler ve vakıfları kullanın.

D)Aşağıdakilere dikkat edin.

  • Başvuru yaptığınız pozisyon ile özgeçmişiniz uyumlumu kontrol edin.
  • Gereksiz başvuru yaparak motivasyonunuzu düşürmeyin.
  • Başvurmaktan vazgeçmeyin.
  • İş bulmamızı etkileyen temel faktörleri gözden geçirin.
  • Başvuru seviyenize dikkat edin. Üst ya da çok alt seviyelere başvurudan kaçının.

Ahmet Koşkan

25Şub/16

Robotları ve Robotlaşan İnsanları İşe Almak?

Her gün yeni bir yenilik ile uyanıyoruz. Bir bakmışız yeni şey daha keşfedilmiş. Yeni cihazlar çıkmış. Yeni uygulamalar geliştirilmiş. Dört beş altı’ları, S’ler Edge’ler takip eder olmuş. İnsanlık ise neyi takip edeceğimizi şaşırmış durumda.

Şimdi derin bir nefes alalım! Biliyoruz bu olay yeni değil, çünkü robotlar geliyor. Her yerimiz robot olacak emin olabilirsiniz. Sağımız, solumuz, arkamız, önümüz….

Çok güzel diye hayal edebilirsiniz. Çünkü tüm işi onlar yapacak.

Biz ne yapacağız? Tabi ki de tatil, alışveriş, gezme vs. vs.

Evet çok pembe geldi değil mi? Bir an ben bile inandım. Şuan bu cümleden sonra bir gülücük ikonu koydum bile.

Şimdi gelelim asıl meseleye. Dünyada her işi robotlar yapmaya başlasa bile o robotları yapacak insanlar muhakkak olacaktır. Öncelikle robotlaşan dünyada robotlaşabilmek için güçlü bir alt yapıya sahip olmak zorundasınız. Yani hem bu sistemleri üretmek için üretim gücüne, hem bu sistemleri düşünen beyin gücüne hem de bu sistemleri yaşatmak için ekonomik güce sahip olmak zorundasınız. Evet dünya değişiyor ve değişen dünyada robotlaşmak zorundayız. Eğer öyle olmaz isek geri kalmaya mahkum olacağız.

Tüm bu geri kalmama çabaları bize iki kritik nokta çıkaracak. Bunlar mekanik robotlar ve mekanikleşen insanlar, yani robotlaşan insanlar.

robotlasaninsan

İlk kısım kolay olacak. Yani bizim açımızdan mekanik robotları işe alırken biraz mühendislik bilgisi ile robotlara yükleme yaptık mı sorun çözülecek. Belki de geleceğin insan kaynakları çalışanları ağırlıklı mühendisler olacaktır.

Gel gelelim ikinci meseleye yani mühendislik dışına çıktığımız kısma. Robotlaşan insanları nasıl işe alacağız? Kriterlerimiz ne olacak? Hangi bakış açısı ile yön vereceğiz? Hangi yöntemleri uygulayacağız?

Bir çok soru çıkabilir bu durumdan. Ben bir hayal kurarak yola devam edeyim. Geçmiş ve şuan bağlantısı ile geleceğe bir bakış açısı sunmaya çalışayım.

Önceleri işe alımlarda çok fazla kriterimiz yoktu. Bunu çok basit düşünce ile açıklayım. Örneğin bilgisayar yokken MS Office bilen aday aramıyorduk. Ya da daha da ileri noktada faks yokken faks bilen adaylar aramıyorduk.  Teknoloji ilerledikçe bu kriterler gelmeye başladı. Sözü çok uzatmadan şuana geldiğimiz de ise akıllı ve birbiri ile entegre çalışan sistemleri bilen kişiler aramaya başladık. Yine örneklem getirirsem biraz geçmişe gittiğimizde bir üretim makinesini kullanan bir çalışan da bilgisayar bilgisi gerekmiyordu. Şimdi ise bu cihazların üzerinde dokunmatik ekranlar bulunmaktadır ve üretim bu şekilde yapılmaktadır. Bunun anlamı ise artık üretimde bile teknoloji bilen insanlar arıyoruz. Yani robotlar ile çalışabilen entegre insanlar arıyoruz.

Şimdi geleceği bugün ile hayal edelim. Öncelikle entegre olan insanlar zamanla entegrasyonu kendi üzerlerinde görecekler. Yani yarı robot olacağız.  Düşünce ve kas gücümüz ile hareket eden giysiler, cihazlar vb. makineler veya teçhizatlara sahip olacağız. Fakat şunu unutmayalım gelecek dünyada düşüncelerimiz kas gücümüzden daha ön planda olacak. Yani kas gücü ile başlayan dünya hayatı düşünce gücü ile devam edecektir. Bunu zaten şuanda da hissedebiliyoruz. O zaman buradan çıkarımla gelecekteki robotlaşan insanları nasıl işe alacağımızı bulabiliriz. Gelecekte insanları işe alırken şunlara bakacağız.

-Daha basit düşünen insanlar her zaman ön planda olacak.

-Yenilikçilik yetkinliği üst seviyelerde aranacak.

-Öğrenim ikinci plana düşecek teknolojik hakimiyet ve kullanım ön planda olacak.

-Bilgiye nasıl ulaşacağını bilmek yetmeyecek. Bilgiyi analiz eden ve yararlı kısmını işinde kullanan insanlar ön planda olacak. (Geçmişte sadece bilgiyi ezberlemek yeterli oluyordu. Bunu unutmayalım.)

-Anlık ve online düşünen insanlar işe alım kriterleri içerisinde olacak. Çünkü veri çok hızlı yaşanacak ve çabuk bir şekilde tüketilecek.

-Sadece beyin düşüncesi yetmeyecek beden düşüncesi de bir kriter olacak. Şuan siz buna beden dili diyebilirsiniz.

-Aynı anda birden fazla yerde olabilen insanlar üst seviyelerde çalışma hayatında olacak.

Bunlar ve benzeri bir çok kriteri siz artık bunlara ekleyebilirsiniz.

Ahmet Koşkan