İş gücü planlaması makro ve mikro ölçekte herkesi ilgilendiren bir konudur. Tabi ki işgücü planlaması bir devlet politikası olmalı ve içerisinde uzun dönemli hedefler ve çözümler içermelidir. Tüm bunlar olması gerekenlerdir. Fakat madalyonun hep bir başka yüzü vardır. Hedeflenen ve planlanan şeyler sonuca ulaşmaz ise güzel çizilen tablolar hep hayal olmaktadır.

İş gücü planlaması sadece bir devlet politikası değil aynı zamanda bir aile politikası, bir işyeri politikası ve bir birey politikası olmalıdır. Neden bugün bu yazıyı sizinle paylaşıyorum; çalıştığımız işyerlerindeki uygulamalarımız ve bir birey olarak sosyal çevremize verdiğimiz katkının ölçüsü ne kadar bu politikaları desteklemektedir? Eğer eğitimimizle, işimizle, sosyal hayatımızla bu politikaları benimsemezsek daha uzun dönem, işyerlerinde işini sevmeyen insanlar göreceğiz demektir. Sizinle paylaşma sebebim insan kaynakları açısından tamda budur. İşyerini ve işini sevmeyen insanlar bir işte ne kadar başaralı olabilirler veya ne kadar verimli çalışabilirler?

İnsan kaynaklarının temel sorunlarından bir tanesi mutsuz insanların olduğu bir ortamdır.  Bu ortamların oluşma sebepleri maalesef uzun dönemli etkiler ile olmaktadır. Çok basit bir şekilde anlatmam gerekirse, lise öğrencisi rastgele bir üniversite ve rastgele bir bölüm kazanır, o bölümden mezun olur ve rastgele önüne ilk gelen işe girer, girdiği o işte ve muhtemelen kendine uygun olmayan bir meslekte bir ömür geçirmeyi dener. Evet bu gerçeği hepimiz biliyoruz. Şimdi her gün yüzlerce kez gördüğümüz bu ortamdan basit birer politika ile kurtulmamız mümkün müdür?

Bu duruma çalışanların gelmesi yani motivasyonu düşük bir çalışan kitlesi oluşmasının sebepleri sadece birkaç politika mıdır? Elbette hayır.

Bu noktaya gelmemizde başta bireyler olmak üzere bizlerin, ailemizin,  arkadaşlarımızın, okulumuzun, işimizin hatta devletimizin yani herkesin öyle ya da böyle bir katkısı olduğu bir gerçektir.

Tüm bunlar sebeplerin kendileridir. Önemi olan bu sebepleri yazmak değildir. Önemli olan her ne aşamada olursa olsun bu motivasyonsuz insanlara insan kaynakları açısından çözüm bularak, onları daha verimli hale getirmektir. Bunu başarmak için yapmamız gerekenler nelerdir?

Öncelikle seçme yerleştirme sürecinde olanlar ve şuan çalışanlar diye iki grup oluşturun.

Seçme yerleştirme sürecinde olanlar için;

1-Kesinlikte uygun görmediğiniz pozisyona bu adayları yerleştirmeyin,
2-Mesleki belirleme testi ve kişilik testi muhakkak uygulayın ve yorumlayın,
3-Arama kriterlerinizi önceden iyi bir şekilde belirleyin ve kriterler dışına çıkmamaya çalışın,
4-Bölüm ve meslek ilişkilendirmelerini iyi yapmaya çalışın, teknik bir bölüm söz konusu değil ise adayın uygun meslek tercihinde bulunup bulunmadığını tespit etmeye çalışın,
5-Teknik bölümlere teknik gereklilik gereken meslekler haricinde de muhakkak şans tanıyın,
6-Adaya işe aldığınızda deneme süresi şansı olduğunu hatırlatın ve en az 5 yıl olmak kaydı ile meslek değiştirme yapma şansı olduğunu belirtin.
7-Mesleki yönlendirme (Koçluk ve montörlük)  sistemi kurun.
8-Eğitim ihtiyacının karşılanacağı bir ortam oluşturun ve kişileri eğitimlere teşvik edin.

Şuan çalışanlar için;

1-Mutsuz insanları isim isim tespit edin. (Tanımlama her şeyin başıdır.)
2-İyi bir eğitim sistemi kurun ve bu insanları takım eğitimlerine kanalize edin,
3-Koçluk ve montörlük yapısı ile mesleki yönlendirme yapın,
4-Rotasyon sistemini kuvvetlendirin,
5-Farklı kariyer olanakları sağlayın,
6-Emeklilik ve anlaşmalı işten ayrılma gibi seçenekleri gerekirse kullanın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir